Görücü Usulü Kitap Şenliği!

 

                               “Cenneti her zaman kitaplarla dolu bir yer olarak düşledim.”

                                                                                                                           Jorge Luis Borges

 

 

Tarsus Amerikan Koleji Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü olarak bu yıl ikincisini düzenlediğimiz ve geleneksel hâle getirme amacı taşıdığımız “Görücü Usulü Kitap Şenliği” büyüleyiciydi.

Bu etkinlik kapsamında, Hazırlık sınıfı öğrencilerimiz seçtikleri kitaplarını dikkatlice ve özenle okudular, kaplayarak gizlediler. Çeşitli ipuçlarıyla görücü usulü kitapları masalara bıraktılar. Bu yılki çalışmamızda kitap tanıtım filmi oluşturma, kostüm kurgulama aşamaları da vardı ve bu hem çaba gerektiriyor hem de süreci anlamlı kılıyordu.

Hazırlık Sınıfları Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri Mikail İncir ve Tuba Karabağ’ın eşsiz çabalarıyla hayat bulan etkinlik gününde heyecanlı yüzler ve kostümlere bürünmüş kahramanlarla çevrildi, her yan. Okul Müdiremiz Günseli Yüksel’in kitaplarla ve hayatla temas ettiği etkili konuşmasını Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Önder Şit’in Kafka’nın Dönüşüm’ndeki böcek Gregor Samsa kıyafetinde aktardığı Kafka’nın hikâyesi izledi. O esnada izleyiciler de kitabın ilk cümlesini düşünüyor ve kendilerini “Gregor Samsa bir sabah korkulu düşlerden uyandığında kendini hamam böceğine dönüşmüş buldu.” cümlesine dönüşmüş buluyorlardı.

En yaratıcı kostüm, en iyi kitap kapağı tasarımı ve en etkileyici video kategorilerinde ödüllerin verildiği yarışmada okulumuz Aktivite Koordinatörü –etkinlikteki üst düzey katkılarıyla- Gülay Damar, İngilizce Öğretmeni Eray Biçer ve Müdür Yardımcısı Sheila Salim en yaratıcı kostüm jürisini oluşturdular ve birinciliği Ezgi Hazal Eşsizoğlu (Kaplumbağa Terbiyecisi) kazandı.

En iyi kitap kapağı tasarımı jürisinde Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri Tuba Karabağ, Bilgen Milas ve Kütüphane Sorumlumuz&Eğitim Teknoloğumuz Sezin Özkan yer aldı ve birinci olarak Lara Özbozdoğanlı belirlendi.

TDE Bölüm Başkanı Önder Şit, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Mikail İncir ve İngilizce Öğretmeni Eray Biçer, en etkileyici videoyu tespit ettiler ve ödülü Nil Miray Ergin’e (Kitap Hırsızı) verdiler.

Okul Başdanışmanı Mr. Andrew Leathwood, konuşmasında okumanın önemini ve etkilerini çarpıcı örneklerle akıcı bir nitelikte dile getirdikten sonra etkinliğin resepsiyon kısmına geçildi. Leziz yiyeceklerin tüketilmesinin ardından Stickler merdivenlerinde, okul bahçesinde hatıra fotoğrafları çekildi, bürünülen kahramana dair sorular soruldu.

Onca hazırlık ve çaba meyvesini vermişti. Kitaplara, hayallere ve değişime dair bir şenlik kalmıştı geride ve ondan geriye kalanlar ışıl ışıl aydınlatıyordu yüzleri.

 

Çevrildi sayfalar birer birer ve titredi içim. İçim titredi ve açıldı perde. Kitaplar dolaştı elden ele, kamaştı gözler. Sessizleştim bir müddet ve sessizliğin sesiyle doldu kitabım. Elime aldım kitabı, kokladım, öptüm. Yazmasaydı çıldıracaktı Sait Faik, okumasaydım delirecektim ben de. Bir deli suretinde belirecektim belki. Belki. Gregor Samsa olduğumda, bir böceğe döndüğümde Nietzsche seslendi: “En ağır yükü istiyordun kendin için ve sonunda kendini buldun.” Açıldıkça sayfalar, sayfalar açıldıkça açıldı içim, hafifledim, hafifledim, buldum kendimi, buldum.

*****
Hedeflerimiz arasında bu etkinliği hem okulda hem de okul dışı toplumda duyurmak, daha birçok kişinin aramıza katılımını sağlamak var, bu bizi şimdiden heyecanlandırıyor. Kitabı seviyoruz, kitabı seveni ve dolayısıyla hayatı seveni seviyoruz. Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat” adlı eserinin girişi cümlesini seviyoruz: “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Hayatımızı da değiştirmek için okuyoruz. Değişim başlasın!

 

Önder ŞİT
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜM BAŞKANI

 

 

 

Herkes hayatının bir noktasında kitaplarla tanışmıştır. Ben küçüklüğümden beri kitaplarla çevrili bir odanın içerisindeyim. Bunun sayesinde kitaplara bağlandım ve onların ömürlük arkadaşlar olduğunu anlayabildim. Ancak kitaplara bağlanmamın asıl sebebi “kitabın büyüsü”nü erken tanımış olmamdı. Şunu söyleyebilirim ki “kitabın büyüsü” eşsiz bir melodi gibidir, gelip geçici gibi dursa da kulakta çınlayıp duran sonsuz bir etki yaratır.

Sizce, bir kitabın kendine has olan özelliği nedir? Bana göre, başka hiçbir şeyde bulamayacağınız bir şekilde huzuru, heyecanı, aşkı ve mutluluğu yansıtabilmesidir. Kısacası duygu yoğunluğudur ve bu yoğun duygu durumu en çok kitaplarda gerçeklik kazanır. Günümüzde fazlasıyla ön planda olan görsellik, bize bu duygu yoğunluğunu suni bir şekilde hissettirmeye çalışıyor. Bana göre bu sadece boş bir çabadan ibaret çünkü şimdiye kadar kitaplar dışında bildiğim hiçbir şey insanları kendi hayal güçlerinin derinlerinde yaşatmayı; huzuru bulmak için kendi huzurlu anlarını hayal etmelerini, aşkı bulmak için ilk âşık oldukları ânı düşünmelerini, mutluluğu hissetmeleri için de en tatlı anılarında kaybolmalarını sağlayamaz. Bu nedenle kitaplar zorlayıcı değildirler. Bilirler ki okuyucuları onların gerçek yönetmenleridir ve okuyucularına bir şeyler hissettirmek için o kuş seslerini, bir kadının gülüşünü veya bir çocuğunun ağlamasını gerçekten göstermeye ihtiyaçları yoktur çünkü bunların hepsi zaten okuyucunun iç sesinin ve hayal gücünün bir parçasıdır. İşte bana göre kitabın en önemli özelliklerinden biri de budur: Saf hayal gücü.

Kitabın bir bütün olduğunu düşünürüm. Bu bütünün içinde hem yazarın hem de okuyucunun hayal gücü büyük bir yer tutar ama bu bütünü “bütün” yapan asıl şey kitabın büyüsüdür. Kitabın büyüsü deyip durduğum şey aslında kitabın içinde değildir. O, onu şekillendirenlerin kafasının içindedir. Okunan her farklı satırda büyüyen, kök salan, yaşlanan, kitabı sevmemizi ve onla dost olmamızı sağlayan şeydir.

Zeynep Ece YILDIRIM
Hazırlık-B